Oğlum Emincan Hoşkan, 1999 yılında 4,5 yaşındaydı; aniden rahatsızlandı. İsmi gibi kıymetli bir doktor olan hocam, İnci Yıldız, bir iki tetkikten sonra teşhisi söyledi. Sanki o an kalbimin içinden bir sıvı aktı boşluğa. Tarif edemeyeceğim duygularla boğuştum bir süre. Fakat bazı şeylere hızlı karar vermek, uygulamaya başlamak gerekiyordu.

Eşimle birlikte yapılması gerekenleri yapmaya başladık. Böyle durumlarda tüm yakınlarınız ve sevenleriniz yanınızdadır, iyi niyetle söylenmiş çok söz duyarsınız, içimizden başka sözcükler geçer… “Niye ben? Ben ne yaptım da bunu bana layık gördün? Niçin benim çocuğum?” gibi duygu seli yaşarsınız. Çevremizden gelen iyi niyetli sözler alay gibi gelir. Evet bunları yaşarsınız, yaşamam diyen yalan söyler. Ne kadar inançlı olursanız olun yüksek sesle söylemeye cesaret edemezsiniz sanki Allah ikinci bir ceza verir diye düşünürsünüz.

Bu arada günler geçer, tedavi yoğundur. Annemiz içeride, dışarıda ben ilaç, kan, koşuşturması devam ederken, iki şey gözlemledim; İlk gün yanınızda olanlar artık yokturlar, ama telefonla hatır sorarlar “Bir ihtiyacın var mı?” gibi laflar başlar. Bu arada işle ilgili problemler başlar. En iyi haberi 7. günün sonunda adaşım, doktor Hilmi Apak’tan aldım “Durum iyiye gidiyor, meraklanma!”dedi. İlk umut, ilk ışıktı benim için, kabus gibi 7 günün sonunda.

Oğlum Fenerbahçeli fanatikti, o aralar milli takımdan Rüştü, Hakan servisi ziyaret etmişti; oğlum çok sevinmiş bir moral olmuştu ona, orada söz verdim “iyileştiğinde seni Fener’in antrenmanına götüreceğim” dedim. İşte sihirli sözcük buydu belki. Her geçen gün değişik bir Emincan gördük. Kan değerleri hep normal seyretmeye başladı. Tedavimizin ilk altı ayı bittiğinde eve çıktık ve verdiğim sözü tuttum, oğlumu Fener’in antrenmanına götürdüm. Tüm takımla tanıştı, ama Rüştü ağabeysiyle başka bir dostluk kurdu. Ara sıra Rüştü’nün arayıp hatır sorması ona değişik bir moral veriyordu. Fener’in morali bir başka oldu bizim yaşamımızda. Tedavimiz tamamen bitip çıkınca hastaneden, takım da o yıl şampiyon olmuştu. Rüştü ağabeyi ona söz verdiği eldivenini verdi. Yatağının başucunda hala… Sonra okula Fenerbahçe’nin kolejine, İlhan Ekşioğlu’nun bursu ile gitti, hala da orada okuyor. Fenerin maçlarına gidiyor, ama durun asıl sürpriz şimdi, hiç torpilsiz, geçen hafta Fenerbahçe’nin kürek takımı seçmelerini kazandı. Minikler takımına girdi. Fenerbahçe kolejinin okul futbol takımında da oynuyor.

İşte size Emincan! İşte size moralin, ne kadar kudretli bir dayanak olduğunun kanıtı. Lütfen bu hastalık size bize gelebilir, ama lütfen, lütfen şunu hiç unutmayın savaşın, savaşın ve moralinizi hiç bozmayın.

Sevgiler, sağlıklar.
Hilmi Hoşkan